en son yazdığım gidiş günleri yazımın üzerinden 96 gün geçmiş.. nasıl geçtiyse öyle olmuş işte.. bir şekilde geçiyor. ne kadar gün saysakta, bazen bunalsakta, bazen acıda cektirse hayat.. geçiyor.. ve yine bir şekilde ömür bitiyor.
sıcaklardan cok sıkıldıgım o huzursuz günlerdeyim. arka fonda, bülent ortaçgil'in yağmur'u calıyor.. bu sefer teoman söylüyor..
"herşey olur, herşey geçer.. hepsi biter hayat kalır.. sen ki aşkta aldatıldın.. yüreğin taş parçası.. dinle yağmuru dinle, teselli bul türküsünde.. naaa na nii naaa.. la la la laa daba dam..la la.."
böyle zamanlarda bir anda kulağım, elim gidiveriyor.. neden bilmem. bülent ortaçgil bir sekilde icimi okşuyor işte.. bazen düşünüyorum da, şarkılar da olmasa.. ne yapardım ki ben diye..
2004 lü yıllardı.. ağbimle beraber yaşadığımız evde ki odamı hatırlıyorum da şimdi.. duvarın hiçbir yerinde boşluk kalmamıştı.. şarkılarda bulduğum her sözü duvarlarıma yazardım. bir sekilde arkadasım oluvermişti şarkılar.. insanlara anlatamadıgım birçok şeyi onlarla dile getirmek cok eski bir alışkanlık belkide.. kimine göre sıradanlaşıyor yazdıklarım zaman zaman.. kimine göre şarkıları kullanıyorum ya da. metüst'ün bir sözü gibi belkide, hep kitaplarda kendimize yakın hissettiğimiz seylerin altını cizeriz fosforlu bir sevinçle der.. konuşamadıklarım, söyleyemediklerimde.. işte orda şarkılar benim dostum zaman zaman. ama genel de kimse bunuda görmek, bilmek istemiyor işte..
doyumsuzlugun son noktası....
ama herseyin halüsinasyon gibi olduğu, beni asla icine alamadıgı o yerdeyim işte..
umrumdan bile vazgectiğim.. aksamları ogluma sarılıp, kapımı kapatıp kendime ve ona sıgındıgım o yerdeyim.
bi nevi kendim olmaktan cıktıgım o yer.. bi nevi, şimdi işte asıl benim ben oldugum yer belkide..
hayattan insanlar ne bekliyor bilmiyorum. umursamıyorum, ve su günlerde pek ilgilenmiyorumda..
cok para , iyi standartlar.. sevdiğim insanların olmadıgı yerde hepsi bir hiçten farklı bir şey değil bence.
insanların herseyden önce ihtiyacı olan seyde bu belkide.
hepimiz kendimize o kadar cok dönmüşüz ki. bazen dokunsalar, paramparca olacak gibi hissediyorum.
hersey elimden yerlere savrulacak gibi.
buraya, yanıma..bazen bir ses, bazen bir nefes geliveriyor ansızın. hele bir de sarılıyorlar ki bana.. gerisini hiç sorma..
önümden çiftler geciyor zaman zaman.. belli ki ilk tatilleri dediğim ciftler oluyor icimden.. incelikleri yüzlerinden belli.. adam kosturuyor cılgınlar gibi.. belliki bu ilişkide mutlu etmeli.. benide böyle sevmişlerdi diorum içimden.. ama arkada bambaska bir sarkı calıyordu..
anılar başucumda, kov gitsin... düşünme beni boşver, sev gitsin...üzülme, göz yaşını dök bitsin...
insanlar, alışkanlıklarla beraber uzun uzun bağlar kuruyordu aralarında.
sonra ne oldugunu bilmiyordu. insanın kendisini bile anlarken zorlanıyordu.
belki hep var gibiydi. bilirdim nası sevdiğini, zaman zaman ilgisini.. insan gözünün önünde olunca, bazı seylere daha uzak kalıyordu.hele birşeyin icindeyse ve tam yakınındaysa..göremiyordu.. uzaklastıgını hissettiğim yerde gözümü actım. sihirli cümlelerimi cıkarttım. zordu benim için.
ama sevmezdim emanet gibi kelimelerin üzerimde kalmasını..söyledim. omzumu sıkı sıkı tuttuğu o yerden gitti. ben olsaydım, sarılırdım. belkide hep boyle yalnız kaldık.. ama hic farketmedi.
hayat bası ve sonu olan bir kısacık ortadır.