29 Eylül 2015 Salı

''nasıl''

29/07/2015....
nasıl derler? 

unutkanız..


unutuyoruz.


yaşıyoruz.. / unutuyoruz.



yürürüm ipte, ağım yokken hem de.. kopkuyu içim.. inan çok çalıştım. bu kalpsiz dünyayı sevebilmek için... neyim var ki sanki, senden başka.. hadi son birkez ceplerini yokla.. aşk kırıntıları kalmış olmalı biraz..


nasıl geçer bu acı dediğim de. vereceği iyi yanıtları bekliyordum. üstelik hayatta ki sorumluluklarının, bizi bir çıkışa götürmeyeceğini bile bile. /2005


insanın en çok sorduğu soru oluyordu bazen ''nasıl''?

tüm hayatı özetliyordu belki de...

günler birbirini kovalarken. nasıllar yavaş yavaş yok oluyordu.

insanlar, her zaman ellerinin altında bir tutamak arıyorlardı. tutunacak, güçlenecek, iyi hissedecek bir tutamak. Belki de bu tutamaklar bize bir çok yanlış yaptırıyordu. bilmeden.görmeden.

bu soruları sorarken , baska bir tutamak tutmaya başlamıstı ellerim. insan yine 'nasıl' diyordu.

ve bir an da herşeyin rengi böyle böyle değişiyordu işte..hayat yeniden başlıyordu. /2006

bunu hatırlamaya başlayınca, insan ilk başta korkularından kurtuluyordu. Kaybetme korkularından..

nasıl olsa, hayat her seferinde kendisini yeniliyordu. yenileyecekti de.

Tutamak belki tarif için kaba bir tabir gibi gözüküyor evet.. ama için de aslında bütünün tüm parçalarını oluşturuyordu belki de.


17 yaşından sonra hayat tekerrür'den ibaret der metüst. ben de her yazıma bol bol alırım üzerini çiğneye çiğneye.sindire sindire.


şimdi 2015'li yıllar. Önce bir bir ceplerimi yokluyorum.

kağıtlara yazdığım her tecrübeyi, her anıyı çıkartıyorum önüme tek tek.

2005 yılında ona sorduğum soruyu, yine ona soruyorum 10 yıl sonra... güzel yengeç'ime, o güzel adam'a.. nasıl geçecek? geçiyor değil mi diyerekten? / bu sefer belki aynı yönde kalmadığım için, belki ondan çoktan gittiğim için, belki pişmanlığı iyi bildiği için. / ne zaman geçmedi ki kuzum diyor.  Sen yeter ki ellerini kapama diye fısıldayarak..


içimi bir huzur kaplıyor. Bir huşu için de buluyorum daha da çok kendimi.


arkama yaslanıyorum. müziğimi açıyorum. notlarıma bakıyorum tek tek.. sonra dostlarıma. o yıllardan bu yıllara, yanyana yürüdüğüm, tökezlesekte birbirimize yetişebilmeyi başardığımız o insanlara..


bu hayatta; hala sevebilmek en güzeli.


kısa bir süre de olsa şehri terkettiğim her seferde  'ama ben seni özlüyorum görmeyince' diyen bir kız kardeşiniz varsa, 2 eliniz tamdır.

nasıl olacak dediğiniz de, beraber atlatacağız diyen bir dost daha varsa, ayaklarınız tamamdır.
çekip gitmeyi planladığınız her sefer de, o zaman ben de gelirim seninle diyen bir dost daha varsa hayatınızda gövdeniz tamamdır.
bu insanlardan uzak kaldığınızda içiniz ağrıyorsa, özlüyorsanız..belki de hala bir kalbiniz vardır.

her türlü, yenilmeye.. her türlü kaybedişe.. yürek çarpıntılarına, acılara, güneşsiz günlere. ve hatta kış'ın gelmesine rağmen. insan sevince, hayat gerçekten yaşanabilir oluyordu. 


Son günlerim de yüzüme o tebessümü veren adam 'a gelsin bu minik tebessümlerim de.. bana verdiğin güzel umutlara..hoşgeldin.


ve güzel dostlarıma.. herkesi seviyorum.

hatırladım. kabullendim. güçlendim ve geri geldim.

bizi üzen, yoran, inciten, değer bilmeyen, kaba, kötü, kötü büyütülmüş, sevgi görmemiş insanları itebildiğim kadar yolun sonuna ittim. bir daha da kimseyi üzmelerine izin vermeyeceğim.


pelout returned.


hadi biraz eğlenelim..

ve o eller hic kapanmasın. (iki gözüm, güzel kız kardeşime. )





Iclerinde magaralar..

 Birkaç kelime... Bir takım cümleler.. Burda dursun.. kalanları avanelerimin cebine koyacağım(!) Birgun lazım olursa diye. İnsanın en acılı ...