03/05/2016...
günlerdir yazışmamıştık hiç... ve bu ruhumu huzursuz ediyordu.. en uzakta ki o adamdan, dosttan haber alamamak... gerçek yaşam aramızdaydı yine..
.....................
alkolden kendimi en yorduğum yerde, bir sandalyenin üzerinde müziğe dalmış gitmişken konuşmaya başlamıştık.. son zamanlar da haberi olmayan, ve beni biraz da etkileyen birkaç şeyden bahsetmiştim.ufak kelimelerim ve özetlerimle..
ne kadar duygulu ya da duygusuz olduğumu bilmiyordum.
öncelikle vicdan dedi.. bazı insanlar başlarına bir hayat düştüğün de vicdanlarına sarılıyordu..
haklıydı..
'vicdanıyla gelmişti' dedi..
vicdanlarıyla yanıma gelmişlerdi. tekrar etmiştim..
kabulleniş..
belki de artık o eski yerde değilken tam da ben.
sen hassas bir insansın diye kurdu bir sonra ki cümlesini.. ve hassas olma potansiyeline sahip olan insanların 2 kat daha bencil olması gerekli diyordu... hoşuma gitmişti.. yapamayacak olduğumuzu bilsem de.. gülümsüyordum.. 2 ocak / iyi adamları dinleyin.
----------------
son zamanlar da ki isyanlarımı takip ediyormusun blogumda ki dedim. zaman zaman okuyorum dedi.. eskiye nazaran sanırım daha isyankarım dedim... gülümsedi.
insanları kafam da ayırmaya başlamıştım.. bunu da ona anlatmaya uğraşıyordum..
kafasına bir hayat düşenler, ve altında kalanlar..
kafasına ufak taşlar düşenler ve etkilenmeyenler..
tabi ki bu onların suçu değildi..
belki de şanslıydılar..
biz değil.. ''onlar, onlar''
--------------------
herşeye alışmıştık.. batının bu ruhunu sevmiyordum. sürekli birşeyler oluyordu, hayatımız da çevremiz de, uzağımız da.. hatırlamak, konuşmak ve unutmak belki de 1 ya da 2 gün ile sınırlı oluyordu... hayatın akışında ki suyun içindeydik her birimiz. bırakıyorduk ve gidiyordu herşey..
ne kadar saçma olabilirsek o noktaya gelmiştik işte..
rakı sofraların da günlük hayatın dertlerine yanarken.. birileri ölüyordu doğu'da.. birileri ölüyordu sol kolum da, biri ölüyordu ruhum da..
su akıyordu..
klavye kahramanlarını eleştiriyordum epeydir. böyle olmaz diye isyan ederken.. bunu yazmanın da bir nevi klavye kahramanlığı olduğunu dile getirmişti bir diğeri iletisinde. belki de haklıydı.
hiçbirimiz kendi çemberimiz dışında hiçbirşey yapmıyorduk. Hayatımızı geçirdiğimiz, inlediğimiz, güldüğümüz o çemberi umursamak dışında.. bu kadardık..
kendimizden uzaklaşarak başlamıştı hikayelerimiz...
oldu bittiye gelmiştik..olmuş ve bitmiştik..
-----------------------------
ne yapmak istiyorsun bana onu söyler misin dedi, hayalin ne dedi..
cevap veremedim.
belki de vermek istemedim..
bunu bana soran, umursayan.. kaçıncı adamdı..
-----------------------------
herşeyi biraz biraz öğrendim, aldım da.. şu özlemlerimi gideremedim bir türlü dedim.. ne yapsam başaramıyordum.üstüme yapışmıştı bu hal..
sonra en yakınlarımın öfkesi çarpıyor yüzüme her seferinde.. '' yapma'' sahi niye kızıyorsunuz hep bana..
----------------------------
kovaladığın sürece kaçacak diyordu kadehini bana doğru kaldırdığında.. önemsediğin sürece kaçacak.. bir diğeri atladı , hah işte bir bunu öğretemedik..
sahi bu öğrenilen birşey miydi? hayatın dengesi taktiklerle kuruluyken.. ve her birimiz bu oyunların için de yer alacaksak, herşeyi taktiklerin üzerine kuracaksak.. ben nasıl ben olacaktım? ya sen? sen bana nasıl gelecektin..
--------------------------
bir girdabın içinde usulca dolaşmak çıkış yolunu bulmanın en kolay
yöntemidir. Sakin ve sabırlı olmak gerekir. İtiraz ve isyanı gülünç
bulan girdaplar sadece kanı soğuk olanlara açarlar dış kapılarını..
zamanın olmadığı yer de geç kalmak yoktur. / zargana
-------------------------
artık şu alkolü bırak diye seslendi kulağıma yanaşarak.. çok tüketiyorsun..
başka türlü durduramıyorum dedim kafamı..
tüm gündüz çok çalışmam gerekliydi.. aksam hemen kitaplarımı acmam.. ve düşünmesine asla izin vermemem gerekiyordu.. susmuyordu.. durmuyordu.. bu güçlü bir oyundu.. ve benimleydi intikamı.
------------------------------------
dualar dedim.. dualar..
belki onun için hep elimden geleni yaptığım dualar..
birgün tüm inancımı kaybedip , bıraktığım dualar.
sahi ya.. belki de bu sefer onu korumak için hiçbirşey yapmamıştım.
Tanrı benimle konuşuyordu.. durmuyordu..
benim yüzümden miydi acaba.. durmuyordu..
bıraktığım gün onu.. bıraktığım gün tutunduğum umudu. o gün mü kaybetmiştim. ve o gün mü onun basına bunlar gelmişti..
----------------------------------------
2 ay sonra yine yanyana gelmiştik.. ve elimde ki herşey yerlere çoktan dağılmıştı..
--------------------------------------
ilk başta benden yardım isterken bulmuştum onu... belki de onun icin de bulundugu durumun yara bandıydım. tüm diğer hikayelerde ki gibi..
bazen bunun bir misyon olduğunu düşünür olmuştum..hele şu hikayesi olan o insanlar da..
yara bandı.. sar gibi kanaman dursun..
iyileşince gideceğini bilmek gibi.
herkesin gideceğini bilmek gibi.
sonra da korktum dedi..
insan sevmekten neden korkar olric?
Albay yine yok orta da.. boşver..
----------------------------------------------------
gece ya da gündüz.. ikisini birlikte yaşadığı için mutsuzdu insan.. kaldıramıyordu aynı hayatın için de hem geceyi hem gündüzü.. onun için uyku vardı belki ve onun için bu kadar mutsuzdu belki de uyuyamayan insanlar. zargana
----------------------------------------------------
nihayetinde elimiz de hissetmek, acı çekmek ve özlemek gibi duygularında bittiği gün.. artık hiçbir şey önem teşkil etmeyecekti.. korkuyordum. bunu kaybedeceğim o yere varmaktan..
özledikçe, özlemime sarılıyordum.. çok acı getiriyordu.. ama kaybetmekten korkuyordum..
üçocakikibinonaltı.
susmayan bir blog.
susmayan düşünceler..
düşününce herşey yitmeye başlamıştı..
ve gidiyordu birbir..
''ama birden farkettim ki ne ben, ne de başka birisi hiçbir yere ait değildi. aidiyet bir kandırmacaydı küçük çocuklara anlatılan. hiçbir yerde hiç kimse beklemiyordu beni.'' kinyasvekayra