senelerdir kaç defa izledin yeter diye garip garip baktı yüzüme.
hızlıca bulup açtım..
hepimizin birşeyleri bulduğu , hissettiği , yaşadığı filmler ve müzikler oluyordu mutlaka.
yine herşey anlamını yitirmişti..
izlerken.. bilmiştim..
böyle acı bir film de yine de nasıl huzurlanıyordu insan? gülümsüyordum sessizce.
-----------------------------------------------------------------------
iki tabureyi kumun üzerine çekiverdik.. bu kadar soğuğa rağmen, geri de beliren güneş yine de yüzümüzü ısıtıyordu.
gece içilen içkilerin, ertesi güne yansıttığı hallerdeydik.. yürüdükçe başım dönüyordu hala.
ayağımı uzatacak birşey arıyordum her yana bakınarak.
kayaları gösterdi.
Bazen hiç konuşmamıza gerek kalmıyordu.. düşündüğümüz şeyleri belli ederek, tüm iletişimi kurabiliyorduk.. o da biliyordu ayağımı uzatmadan rahat edemeyeceğimi.
sonun da ayağımı uzatacak bir kaya buluvermiştim.. konuşmaya halim yoktu..
sessizce baktım suratına..
uzakları izliyordu o da.. belli ki susmak ikimiz için de en güzeliydi.
kırk dakikaya yakın konuşmamıştık. sessizliğin için de savrulup süzülüyorduk.
belli ki ikimizin de beynini tüketen birşeyler vardı..ve sıra sıra akıveriyordu denize doğru.
beynim sünger gibiydi.. her düşünceyi içine içine çekiyordu. Alıp yerden yere vurmak istiyordum tüm kelimeleri... tuhaf hissediyordum.. kötü değil.. sadece tuhaf.
sessizlik huzurumu arttırırken.. tüm olanlar , tüm düşündüklerim beni ayrı bir çaresizliğe itiyordu. hiçbirşey yapmak istemezmişcesine...
ne düşünüyorsun dedi.. kırk dakikanın sonunda.. zar zor konuşarak..
yine düşüncelere gelivermişti herşey.. düşünüyordum. düşünmek istemesem de durmuyordu hiçbirşey..
hiçbirşey dedim..
tekrar susmuştu..
birşey hissediyor muyum diye düşünmeye başlamıştım.. aklımda bir cümle dönüp dolaşmaya başlamıştı.. '' kendini kötü hissetmek, hiçbirşey hissetmemekten daha iyidir'' böyle bakınca belki de kötü hissetmek çok korkutacak birşey değildi..
bir yerde bir yanlışlık var dedim.. neden bilmiyorum. Yanlışın ne olduğunu da bilmiyordum üstelik.. Sadece o an o çıkıvermişti.
niye böyle düşündün dedi.
bilmiyorum dedim.. tüm bu huzursuzluklar beni rahatsız ediyordu.
bir yerde bir yanlış var dedim tekrar...
cevap vermemişti..
her geçen gün cesaretimizi kaybediyoruz belki dedi.
kaybedecek şeyleri olan insanlar korkarlar dedim.. korkunun olmadığı yerde cesaretin olmaması garip geliyordu.. kaybedecek birşey var mı dedim.. son on sene de değer yargılarımı bir bir asıyordum çamaşır iplerine..
hala önemsediğimiz şeyler var dedi.
üşengeçliğim bir kaç kat daha artmıştı... ağzımı açıp devam etmek istemiyordum. insan ağzını açmaya üşenir mi.. ben üşeniyordum.. o sandalye de saatlerce o şekilde kalabilirmişim gibi hissediyordum..
bir süre daha ses çıkartmadan deniz'in üzerin de uçuşan martıları izlemeye başlamıştık.. yine susmuyordu.. yine gevezeydi beyin.. bastıramıyordum.. oturmaya başladığımızdan beri belki 2 saat geçmişti.. üşüdüğümü de unutuvermiştim..
yeniden kelimesinin altında ki herşey çok yoruyor beni.. yeniden sevmek.. yeniden kalkmak.. yeniden yeniden yeniden.. tekerrür, tekerrür tekerrür.. tam sözümü bitirmeye uğraşırken,
benim için de artık uzaklar da bir yerlerde bunlar dedi.
sanki tüm umudumuzu kaybetmeye başlamıştık... Aklıma yıllar önce kafamın bir kenarına yerleştirdiğim sözü getirivermiştim hemen. - Umut sadece eziyetin süresini arttırır. F.N.
Boşver dedim... bir gün içerisinde en çok kullandığım kelime oluvermişti epey zamandır.. Boş-ver..
nasılsa bir yere varamayacaktık..
öyle ya da böyle birçok şey yaşamıştık.. ikimiz de.. artık herşey bir anı olarak gömülmüştü tahta kutularımıza.. bir o kadar yorulmuştuk.. bir o kadar tüketmiştik... ve bir o kadar tekrar tekrar tekrar edecektik hepsini.
yine susmuştu..
ve ben de sözlerimi dinlendirmeye başlamıştım.. belki de böyle susup, bir kenar da durmak gerçek huzurdu.. tadını çıkartmaya uğraşıyordum herşeye rağmen. Belki ona yine o morali, belki inancı.. kimbilir belki de hadi kalkalım diyebilmeyi becerebilmek için.. devam etmeye çalışmıştım:
işin aslı.. tükendik yorulduk ama güçlendik işte dedim.. baksana, herkes bizi böyle avutuyor biz de hep insanlara ''haklısın'' diyerek çıkıyoruz işin içinden. kabullenince sanki daha kolay.
gülümsedi.. onun gülümsemesini çok seviyordum.bazı insanlar içimi ısıtıyordu.
şu omuzlarıma bak dedim.. sanki hissettiğim acılar şiddet'e dönüşürken.. omuzlarım da her geçen gün daha çok güçleniyor.. sanki vura vura rahatlatacak beni her yana..
güneş yok olmuştu artık..
sessizce ellerimizi cebimize sokup kalktık..
kendimizi sokağa vurduk ve gol olduk..
----------------------------------------------------------------------------------------
öncelikle şu öfkeni dizginleyerek başlayalım herşeye dedi elimi tutarken.. bunu sen mi yapacaksın gibi suratına bakıyordum sadece... anlamış gibi, deneyeceğini söylüyordu.
gözüm televizyon da.. boş boş dönen sesi kısık haberlere bakıyordum. yüzümüzü güldüren şeylere hasret kalmış gibiydik.. heran televizyonun içinden ölümleri saçan o canavarın çıkıvereceğini ve bize doğru gelip sıra siz de diyeceğini düşünüyordum.. bir yandan da ne kadar güzel olur diye düşünüp kendi kendime gülümsüyordum.
anlamsız dedim..
baştan kestirip atarsan, nasıl iki iyi dost olacağız diye hassas kısmıma tutunmaya çalışıyordu.
sen değil dedim.. televizyon.. haberler.. dünya.. herşey anlamsız..
hala şu şöyle olmasa, bu böyle olmasa derdin de olmak çok anlamsızdı.
bizi ilgilendirmiyor zaten boşver dedi.
- bazen çok kızgın oluyorsun..
* insanları sevmiyorum..
- bunu söyleyebilecek bir insan değilsin.
bir misyonu da o yaratıvermişti üstümde..
salonda ki aynaya doğru yürüdüm.
bazen sesim ve yüzüm bana yabancı geliyordu..
bir süre kendime baktıktan sonra yavaşça ona doğru yaklaştım.
neye baktığımı biliyordu.
..kızdıkça, içimde ki çocuğu korkutuyorum sanırım heran dedim.. korktukça benden kaçıyor.. saklanıyor.. ve benimle karşılaşmamak için yerinden oynamıyor artık.. hepsi bu dedim.
o zaman kızma dedi.
belki de artık geç kalmışızdır diye geçiriyordum içimden.
o çocuğu her kaybedişim de.. önce kendimden.. sonra işte insanlardan nefret etmeye daha şiddetli başlıyorum.. omuzlarımı ne kadar güçlü hissediyorsam.. herşey o kadar parçalanıyor işte dedim.
ne yapmak istiyorsan onu yapalım ozaman dedi.
her birine vuracaksan, gel vuralım..öldürene kadar vuralım hepsine dedi.
boşver dedim.
ikimiz de birbirimize sonu gelmeyecek her yerde bunu demeye başlamıştık.. ''boş-ver''
sadece bekliyordum.. geri gelmesini o çocuğun.. öfkemin dinmesini.. sakinleşmeyi..
dualarımı bıraktım dedim..
sormadı.
bir yandan bu kadar kötü şeyin, yok olmasını.. önümden, hayatımdan, hayattan silinmesini, karmanın gerçekleşmesini belki de ölmelerini beklerken.. içine o kin'i, o nefreti katarken.. edemezdim bu duaları dedim.. bunu bekleyip iyi şeyler için de edemezdim o duaları dedim. çünkü bir şekilde kötü denilen yer de hissediyordum kendimi diye bitirdim.
huzur için et dedi.
cevap vermedim..
sen bilirsin dedi..
Sen bilirsin denilince, kavga çıkmazmış. ( mustafa hakkında herşey)
--------------------------------------------------------------
beni biraz sevsene dedi.
bilmiyordu.
-------------------------------------------------------------
sonuna kadar gidemiyorsan, ömrünü yorma boşa.. / metüst
güzel söz... bu kadar yorulmuşken, almadan bırakmayacağım dedim.
beklediğim işte tam da buydu senden dedi.
sapanlarımı sertçe çekiyordum olduğu yerden.. tüm nefretimle vurabilmek için.
her yerde saklanıyordu. her yerde gizleniyordu.
bir yandan da bu çok hoşuma gidiyordu.
saklanmazsa vurmadan bırakmayacağımı biliyordum.
iyi yapıyordu.
beni kendinden kurtarıyordu.
------------------------------------------------------------
hadi otur da şu oyuna bakalım artık dedi.
bazen bir oyun heyecanlandırabiliyordu her birimizi.
önce bir şarkı açmak istiyorum dedim.
içimden bağıra çağıra söylemek geçiyordu.
Cem'le dinlediğim günler için.. Genca ile.. ve ağbim ile.. küçük kardeşlerini almışlar da, açmışız sesini sonuna kadar.. bitmek bilmeyen bir huzurla..Take me back to my boat on the river..I need to go down, i need to come down..
Take me back to my boat on the river.. And i won't cry out any more..
--------------------------------------------------------------------------------
Peki şimdi ne yapacağız dedi.
Bilmiyordum. ama ürkmüyordum da.. Çünkü bu soruyu düzinelerce görmüştüm. . Ve hayat bana, bir şekilde birçok şeyin çözülebileceğini göstermişti. Belki de ihtiyacımız olan sadece sakin olmaktı.
Bir şekil de kurtarmaya çalışacağız dedim.
Endişeliydi. Korkuyordu. Belki de tadını yeni öğrendiği bir yemeğin farklı endişelerini yaşıyordu.
İnsanın insana olan ihtiyacını sorguladıkça, karşıma yeni bir örnek daha çıkıveriyordu.
en aciz yanımız, sürekli bize bir oyun etme girişimindeydi heran.
nasıl olacak bilmiyorum. ama yapacağız dedim.. / artık yapılıp yapılmayacağından çok.. bir tek cümle birçok umudu çıkarıvermişti yollara.. Düşüncelerle birlikte onları da savuruyorduk..
tüm saçma şeylere rağmen.. ağır kısımlara rağmen.. içinde yuvarlandığımız boşluklara rağmen.. yeniden gülebiliyorduk..her hikaye bana sonunda bunu veriyordu.
herşeyi kaybetmiştik.. ama hala aynı yerdeydik..
herşeye rağmen birşeyi onlara vermemiştik..
gülümsedikçe, küçültüyordum hepsini.
gülümsedikçe, güçleniyordu omuzlarım.. gülümsedikçe ufalıyordu Dünya..
gülümsemişti.. ve o da ne zaman gülümserse, huzur kaplıyordu içimi.
ve biliyordum ki.
herşey bitecekti.
ta ki yenisi gelene kadar.
bu güçlü bir oyundu.
-------------------------------------------------------------------------------
Elinden geleni yaptığın sürece.. bir önemi yok dedi.
Elimden geleni yapıyordum.
Anlatamadığım yer de , bastıramadığım bir öfke'nin esiriydim. ama yine de deniyordum.
Kendimizi düzeltmeden, her el attığımız şey yarım kalacaktı.
Onlar gibi olmamak için bir söz vermiştik.
ve deniyorduk. mecburduk.
Tekrar aynaya yaklaşmıştım.
Gözlerime hatıra gibi bırakmışlardı kırmızıyı.
Buna izin vererek belki de hep kazanmalarını seyreder olmuştum.
Artık hepsini boşvermiştim. Affetmek değildi bu.
Ölseler umursamayacaktım. biliyordum. ama bırakmadan olmayacaktı.
Aynısını yaşayacak olmak korkutmuyordu beni. Tekrar tekrar deneyip, tekrar tekrar yenilmekti işte hayat.
Tüm kızkınlıklara rağmen.. İnsanın bir yanında tutunmasını sağlayacak o saçma komikliğe sahip bir yaşam. kızarken, gülümsemek gibi. iyiyle - kötü'nün arasına sıkışmış gibi.
Bir bahar daha bana doğru geliyordu. hızlı adımlarla.
Ve boşver diyerek birçok şeyden sıyrılabildiğimi öğrenmiştim.
Gülümsediğin de içimi ısıtan bir çok insana sahip olmuştum tüm yaşam boyunca.. bana ayıkanlar'a sahiptim. herşeyi sorgulayabildiğim insanlar olmuştu. sessiz, nefessiz saatlerce bir duvara bakıp oturabildiğim insanlar..
Yaralarımızı yapan insanlar belki de sadece bir halüsinasyondan ibaretti. Belki de onlar hiç olmamıştı. Belki de onlar bu hayat için bize sunulan diğer hediyelerdi. Şükür'ü öğreten.
Ben Pelin.. Bloğunda susmayan. kızan, öfkelenen.söylenen.. Geçmişinden vazgeçmeyen o kız çocuğu.. İnsanların sürekli , kim bu kadar öfkelendirenler diye merak edip sorular sorduğu..bıçaklarını bileyip, kinine sarılan. O'nun deyimiyle o kitapta ki kinyas'ım ben... Bir diğerinin en iyi dostu.. bir diğerinin en sakar dostu. Bir diğerinin kaçıp saklandığı, bir diğerinin yanıma oturmak için herşeyi yaptığı.Bir çoğunun Pelout'u. / 10 sene önce demişti güzeller güzeli Ağbim; ''Yaz ağbicim. Herşeyi yaz. Öfkeni yaz, kızdıklarını yaz. gülümsemeni yaz..Yaz ki hafifle!'' Tüm bu blog'da senin için ağbicim. Ve benimle yürüyen tüm insanlarım için.
Dudağım da bir şarkı.. Sanki çocuk olmuşum.. Sanki geçmişimin bir kapısını daha aralamışım da.. saçlarımı seviyorlarmış bir bir.. fonda o şarkı.. Seneler öncesi..