insan beyni. en tehlikeli kısım işte.. kendi başına bırakınca, bir şarkı içine dalınca, bir yola ayaklarını saldıgın her anda.. sadece düşünüyor.. insanlar geciyor, yerler, mekanlar, renkler, şarkılar, yollar, kokular, tadlar..
hep tutunacak birsey aramak icin mi.. inan bilmiyorum.. umrumda da değil zaten. bi tarafımla diğer tarafı kavga ettirmekten cok sıkıldıgım zamandan beri.. birine ne düşünürsen düşün, diğerinede sen bırak, naparsa yapsın demeyi ilke edindim kendime.. yesinler birbirlerini!
yılın bitmesine kalan birkaç sessiz, biraz biraz kanatan, ufaktan kırmızı, dipten sıkıcı, sıkan derecede yorucu ve epeyce yakıcı gün daha...
her sene aynı seylerle cümleleri döksemde.. bitsin artık bu yıl.. başlasın yeni başlangıçlar.. her ne kadar tekerrür edeceğini bilsemde.. "yeni" olan herseyin uyandırdıgı o merakın icindeydim yine son günlerde.. her ne kadar çok hızlı eskiyeceğini bilsemde.. insan merak ediyor yine işte..
"bir insan birini yalnızken hatırlıyorsa, sevmemiştir.. Ansızın aklına gelip yalnızlaşıyorsa işte ozaman sevmiştir.." diyor Turgut Uyar...
yalnızlaşmak ne kelime.. ben her ayna karsısında ne zaman bunu düşünsem, ne zaman o yitirdiklerimi düşünsem.. koca omuzlarım ufacık oluyor.. her seferinde nasıl böyle kaybettin diyorum kendime.. gözlerimde ki caresizlikle.. / diğer taraf konusuyor diğer köşede.. boşver pelin diyor.. bak işe geç kaldın yine..
---------------------------------------
"sorular yüzeyin altında yatıyor.. aptallar bir kere daha kandırılıyor..rahatsız etmeyen bir tesadüfle
varoluşumuzu çaldık..ve memnuniyetle rüzgara doğru savurduk...şimdi ve burada..bir kalp atışı sonra gideceğiz..senin zamanda seyahatinde bir rüyadır bu hayat...şansların tükeniyor..bu dünya seni beklemez..zaman yanından geçip gider.."
varoluşumuzu çaldık..ve memnuniyetle rüzgara doğru savurduk...şimdi ve burada..bir kalp atışı sonra gideceğiz..senin zamanda seyahatinde bir rüyadır bu hayat...şansların tükeniyor..bu dünya seni beklemez..zaman yanından geçip gider.."
"no future no warning"
insan acıyla beslenebilir mi? insan acıya tutunabilir mi? insan kendi gözlerindeki öfke ve kederden rahatsız hisseder mi? ben bunları cok uzun zamandır kendıme soruyorum.. her birinin cevabını çok iyi bilmeme rağmen. herkes birşey anlatıyor. herkesin bir travması su yüzüne çıkıyor.."herkes - hep - birşey - anlatıyor.."
yaşanan çoğu şeyde.. hep kendime yaşamam gerektiği için yaşadığımı söyledim öğrendiğim zamandan beri.. belki de kimimizin böyle birşeyleri tadması gerekiyordu dedim.. "inandım" .. bu bir şekilde birşeylerin karşısında daha sevimli durmamı sağladı hep.... ne kadar az şeffafsa..öyle birşeydi işte..
insan bazen gitmek istiyor.. ama hiç bir iz bırakmadan.. bazen ruhu ağaca, topraga , rüzgara karıssın istercesine.. sırtımın arkasından iten bir rüzgarla.. kollarımı dört yana acarak. hiç umursamadan.
hiçbirseye yakın hissetmemek.. her yeni gün ile birşey daha kaybetmek.. daha da fazla yitirmek.. dizginlenemeyen kalp atışları.. biraz daha yalnızlaşmak.. ve sonunda yine de azıcıkta olsa kalan bir mavi.. insanın kendi gibileri araması belki.. gözlerini kapattığında, heryana kosarken, elleriyle arayıpta bulamadığı bir körebe oyunu gibi.. hayat bir masaldı... uzadıkca yıpranan... uzadıkca yokeden.. insanın kendi gibileri araması? acı ceken insanları seviyorum.. huzursuzluguna sarılan ınsanları sevıyorum.. gözlerinde ki kırmızıyı hissettiğim insanları seviyorum..
hafta yedi gün, yirmi dört.. yıl üçyüzaltmışbeşgün çeker..çarp zamanı bedeninle..böl beynine yüreğine.. al ömrün!daha ertesi gün, daha ertesi gün..yooo hayır, daha ertelenmesi mümkün değil ölümün..
hadi 2014 .. yak daha çok beni! yakki, daha çok olayım.