alnım da yazanlar mı? aklım da kalanlar mı? oyunbozan mı haklı? biri söylese.
bak dinledim, seni..dokunmadım sana.. dokunmadım , kalan rüyalara.. zarar ziyan döküldü ortaya.. ölüm kadar rahatmış ayrılık..
bu kısıma sonra değineceğim..
Sanırım Hakan Günday'a aşık oldum. bir yanım ruhsuzlukla can çekişip, herşeyden kendini çekerken..bir yanım sayfaların için de kaybolurken..bir yanım da tam alnının ortasından defalarca onu öpme isteği barındırıyor. Belki de kitaplar da hep kendimizden birşeyler bulduğumuz yerlerin altını çizmek gibiydi hepsi.. yakın hissetmek .. kendini görmek.. kendine üzülmek.kendini aciz hissetmek..özlemek. bulamamak..
''önemli olan, Tanrı'nın bir enstrüman yaratmış olmasıdır. insan denen bir enstrüman. ancak yarattığı müzik enstrümanını çalamayan bir usta gibi, Tanrı'da insandan doğru sesi çıkaramamıştır. bu yüzden, Tanrı hariç bütün güçler insanı çalmış ve özellikle de şeytan en güzel melodilerini onunla beslemiştir.'' 'h.g.'
Belki de gelebileceğimiz nokta da hepimiz için söylenebilecek birseydi bu.. Cennet ve cehennem bir çok zaman bir arada gelirdi bana. herşeyi içine alırken. herşeyi yasıyorduk..görüyorduk.
Kötü olmaya başlamıştık. Hissizleşiyorduk. Küçük bir çocuğun ölümüne üzülüyor, sosyal platformlar da resimleri paylaşarak kendimizi kandırıyorduk.. hiç birşey yapmıyorduk. yapamıyorduk.. olmuş ve bitmiştik. ''kötü'' olan herşeye alışmıştık..
Kötü olmaya başlamıştık. Hissizleşiyorduk. Küçük bir çocuğun ölümüne üzülüyor, sosyal platformlar da resimleri paylaşarak kendimizi kandırıyorduk.. hiç birşey yapmıyorduk. yapamıyorduk.. olmuş ve bitmiştik. ''kötü'' olan herşeye alışmıştık..
Sanki can çekişiyordu Dünya.. Tanrı son uzatmaların da.
Hepimiz bir o kadar kötüydük... bir o kadar kendi canımızı yakacak kadar iyi.
Bana artık sevgi içi bombos birşey gibi geliyordu. Hadi diyorum saygı'ya bakalım. artık o da elimden gelmiyor. Metrobüste önüme geçip beni iten insanın halini düşünüyorum akşamları.. umarsızca çantasıyla çarpan insanları.. ''özür dilerim'' kelimesini unutan insanları. Bir yerden sonra aynısı oluyordun hiç istemeden..
Bana artık sevgi içi bombos birşey gibi geliyordu. Hadi diyorum saygı'ya bakalım. artık o da elimden gelmiyor. Metrobüste önüme geçip beni iten insanın halini düşünüyorum akşamları.. umarsızca çantasıyla çarpan insanları.. ''özür dilerim'' kelimesini unutan insanları. Bir yerden sonra aynısı oluyordun hiç istemeden..
Sevmeyi büyük bir erdem görüyorduk her seferin de.. belki böyle birgün kazanacağız diyorduk.
ben bu kavrama sarılarak kaybetmenin ne oldugunu 10 senedir tekrarlaya tekrarlaya öğreniyorum... maddi, manevi.. herşeyi kaybederek..
ben bu kavrama sarılarak kaybetmenin ne oldugunu 10 senedir tekrarlaya tekrarlaya öğreniyorum... maddi, manevi.. herşeyi kaybederek..
manevi boşluk.. belki işte bu dünya da yer alan o saçma deneyimdi. acıyı yaratan.
ama sevgi kolay bulunamıyordu. herkesi sevemiyordun. herkesi göğsüne bastıramıyordun. herkes ''sen'' olmuyordu. herkes ''biz'' olmuyordu. neresinden tutarsan tut elin de kalıyordu.
Hayatın dejenere olduğunu hep anlatırım insanlara. her rakı sofrasın da. herşeyin çok kolay ulaşılabilir olduğundan yakınırım. bu kadar kolay ulaşılan hiçbirşeyin bir değerinin kalmadığını.
insanlar sevgililerinden ayrılıyor.. 2 .gün yaşadığı acı sonrası sosyal platformlar yetişiyor imdat çığlıklarına. hem de seçmece.. görmeden. tipine, fiziğine, özelliklerine, sevdiği müziklere, daha maddiyatçıysan işine, oturduğu yere kadar bakabiliyorsun. karşı tarafta senin özelliklerini benimsemişse oh ne ala.. hemen bir buluşma.. anlaştıysan hele harika. bak 2.gün gitti o aciz yanın.acın.özlemin.. bitti hepsi.. kaybetmedin yani.. bak kazandın. biri gitti biri geldi.. ''hayat kadar yalanmış ayrılık''
Hayatın dejenere olduğunu hep anlatırım insanlara. her rakı sofrasın da. herşeyin çok kolay ulaşılabilir olduğundan yakınırım. bu kadar kolay ulaşılan hiçbirşeyin bir değerinin kalmadığını.
insanlar sevgililerinden ayrılıyor.. 2 .gün yaşadığı acı sonrası sosyal platformlar yetişiyor imdat çığlıklarına. hem de seçmece.. görmeden. tipine, fiziğine, özelliklerine, sevdiği müziklere, daha maddiyatçıysan işine, oturduğu yere kadar bakabiliyorsun. karşı tarafta senin özelliklerini benimsemişse oh ne ala.. hemen bir buluşma.. anlaştıysan hele harika. bak 2.gün gitti o aciz yanın.acın.özlemin.. bitti hepsi.. kaybetmedin yani.. bak kazandın. biri gitti biri geldi.. ''hayat kadar yalanmış ayrılık''
Evet bu bir imdat çağrısıydı. belki hepimizin ucundan elini uzattığı. ama hep birşeyler eksik kalıyordu. kaçtığın o her neyse.. kaçmaya çalıştıkca eksiliyordun. sen sen olamıyordun. Sevgin, özün olamıyordu artık. istesen de olmuyordu. sadece kazandığını sanıyordun..
uzun yıllardan sonra birini sevmiştim. tarif edilemeyecek kadar farklı bir bütündü bu. bir insan bir insanı neden sever gibi sorular barındırmıyordu benim için. seviyordun. oluyordun. bitiyordun.tutunuyordun ve inanıyordun. karşında ki insanın gülüşü için di belki de bircok sey.. biz demeyi hissettiğin için. yalnız hissetmediğin için. nasılsa o var diyebildiğin için seviyordun.
yaptığın herşey beni elde etmek icin dedi. hediyeler, alakalar, isyanlar hepsi aslında elde edemediğinden dedi.
o zaman artık savunulamayacak kadar bir boşlukta olduğumu öğrenmiştim.
sevgimin hiçbir şey'e yetmediğini. kaybettiğimi..
uzun yıllardan sonra birini sevmiştim. tarif edilemeyecek kadar farklı bir bütündü bu. bir insan bir insanı neden sever gibi sorular barındırmıyordu benim için. seviyordun. oluyordun. bitiyordun.tutunuyordun ve inanıyordun. karşında ki insanın gülüşü için di belki de bircok sey.. biz demeyi hissettiğin için. yalnız hissetmediğin için. nasılsa o var diyebildiğin için seviyordun.
yaptığın herşey beni elde etmek icin dedi. hediyeler, alakalar, isyanlar hepsi aslında elde edemediğinden dedi.
o zaman artık savunulamayacak kadar bir boşlukta olduğumu öğrenmiştim.
sevgimin hiçbir şey'e yetmediğini. kaybettiğimi..
koşulsuz sevme hevesimden. herşeyden kaçıp kafamı bir kuma gömebilmiştim.
insanlar, emekleri. sevgileri, önemi, değeri, ilgiyi, duyarlı kısımları birkaç kelimeyle yok ediyorlardı. senin bu zamana kadar yaptığın hiçbirşeyin bir önemi kalmıyordu. sadece sen seviyordun. hepsi bu.
Ben de bunları kollarımın altına alıp sevmekten vazgecmiştim.
belki birilerini arayıp, boşluk doldurmaya ugraşarak tamamen kaybetmemiştim..
ama nihayetin de belki de en derinde ki yerimi kaybetmiştim..
belki birilerini arayıp, boşluk doldurmaya ugraşarak tamamen kaybetmemiştim..
ama nihayetin de belki de en derinde ki yerimi kaybetmiştim..
Kinyas ve kayra yetişti yardımıma.. Kayra icin Kinyas bendim.. Benim de belki de uzaklarda bana ait bir Kayra'm vardı. Hadi kalk artık. ölmeyelim diyebileceğim.. Sonra tekrar ettim kendime. bir bir:
'
"ne doğru dürüst cümleler kurabiliyorum, ne de gerçeği böylesine anadan üryan anlatmak hoşuma gidiyor. seversin vazgeçmeyi. bu işten de vazgeç. mutluluğundan vazgeçtiğin gibi."
Sonra bir yerden sonra. zaman seni kendine göre biçimlendiriyordu. En sevdiğin , en vazgeçemem dediğin insanlardan ayrı bir yaşamı yaşamaya zorlarken.. sevgi yerine, nefretle bakan gözlerle.. bir zamanlar böyle değildi hayat diye isyan ederken..,içlenirken.. belki de ne yapsan, ne yana dönsen olmuyordu...
hep gelsin , hep hadi gelsin diye birini beklerken.. bu sefer diago'dan ayrı kaldım. Artık hangisinin olmayışı daha acıydı bilmiyorum.
ölüm'de bir daha gelmeyecek olanı biliyordun da.. yaşamın için de herşey bir yürek çarpıntısıydı. seni yok eden. umutlarını bitiren. hangi acı , hangi acıyla bastırılırdı bilmiyordum artık..
ölüm'de bir daha gelmeyecek olanı biliyordun da.. yaşamın için de herşey bir yürek çarpıntısıydı. seni yok eden. umutlarını bitiren. hangi acı , hangi acıyla bastırılırdı bilmiyordum artık..
ufak tefek birkac sorun mu var. yeter yeter.. zaman suan yalan.. nedir ki bak silindi hafızam.. hayat kadar yalanmış ayrılık..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder