23 Eylül 2010 Perşembe
Konusuyorduk sürekli.. –doğrusu bu olmalı bence… - yok bence böyle olmalı… - neden acı cekiosun kuzum? Hadi gel bir bakalım.. sürekli birbirimizin yaralarını iyileştirircesine sorular soruyorduk… sonucunu bilsemde dökülüyordu agızımdan kelimeler : geçer kuzum.. gecicek kuzum..
Ne kadar güzel geçiştirebiliyorsak, o kadar güzel di işte… sonucunu o da cogu seyin biliyordu. Ama bir ümitle yinede soruyordu işte.. endişe ederek..
Hersey cok cabuk değişebiliyordu.
Bende öyle…
Değişim kacınılmazdı ya hani..
Yürek carpıntıları..
Çarpmayan zamanlar..
Hicbirsey ifade etmiyor artık.. bir renk, bir ahenk, bir surat, bir bakıs, bir dost, bir kardes, bir sevgi, bir saygı, bir beraberlik., bir fark ediş.. ne cok seydi terazinin bir yanında..
Bugun bu kelimeyi basucumdaki kutunun icine astım : “sıtkım sıyrıldııı”… ne güzel dedi.
Ne kadar sevdim.
Yürek carpıntıları..
Kokusmusluk..
Tekerrür..
Kilitler..
Kaybedişler..
Kaybettim. Kazananların zaferleri ise..surat cevirmeli..
Umayın dizelerinde ki bir söze gidiyor zihnim her seferinde : beni en cok babamın aldıgı kırmızı pabuclar sevindirirdi derdi..
Rengını kaybedeli ne cok zaman oldu..
-demın konusurken yıne tekrarlıyordu… surekli sorular sordu.. “ya bu sefer doğruysa…” "ya bu sefer böyle yaparsa "
Bir yerden duymustum.. : bir adam sürekli kendini öldüreceğini söylerse, emin olunki mutlaka kendini öldürecektir…”
Arizona dream de de bir söz gecerdi : eger kitabın basında bir silah görürseniz, bu silahın patlayacagından emin olabilirsiniz….
Ben birsey görmedim.. ben bir şey bilmiyorum.. ben sadece suan da her olan seyi, her türlü durumu birbirine baglıyorum.
Hersey bir ilizyon gibi.. ama su sıralar tekrarları cogaldı..
Hepimiz farklı hayatlarda yasıyormusuz gibi gözüksekte.. acılar cok benzer olmaya baslamıstı.. endişelerimiz en üst boyutta.. bir yere tutunmaya korkar olmustuk.. ya çökerse? Yok bu da elde kalmamalı be dostum?
Hersey toz bulutu icinde dans ediyordu. Sessizliğin dansı gibiydi.. her bakısımda bu anı yasamıstım der gibiydi icimde ki bir ses.. var gücümle son kez söyledim bugun: hicbirseyin ortası yok artık.. bir karar vermelisin dostum….
Kızgındı..kırılgandı… kızmıstım. Benı anlamadıgını dusunuyordum.. daha fazla uzamaması icin kapadım. Bılıyordum kı bu hırs, bu öfke onu tüketecekti.. bugun benden herseyi götürmüştü. Tek bildiğim buydu.. beni dinlemesini istiyordum. Dinlemiyordu. Aynılarını bende yapmıstım. Belkide o da yasamalıydı hepsini. Sakinleştikten sonra, sesini duydugumda… üstüne fazla gittiğimi söylemiştim. sakinleşti.. mutlu geliyordu sesi.. bişekilde anlamıstık yıne bırbırımızı..
Ne garipti su insan psikolojisi. Bazen bişileri cozmek icin yeterliydi belkide anlamaya calısmak.. bazen bir eli uzatmaktan cok daha iyi birseydi bu.
Umarım endişemi o da anlamıstır artık..
Sadece bir kere sevdim dedim ona hep..doğruydu.. gözlerimi kapadıgım heran , kendimi kendimden kısıp, geri kalan her anımı her zamanımı o adama ekleyerek bitirdim..
Artık sözün bittiği en son yerdi ya işte burası.
Artık ne o adama, ne kardeslerime, ne dostlarıma.. artık hicbir yere ait değildim.
Ve Kurt Cobain in sarkısında ki bir bölüm gibi: gidilecek bir ev yoksa, sarkılar bile işe yaramazdı artık.
keske herseyi değiştirebilseydik.. keşke herseyi düzeltebilseydik..
geçenlerde demişti, - niye yazmıyorsun artık diye... "gözlerimi kapatmaya calısıyordum" hepsi bu..
birde demişti yıne pişmanlıklar icinde giderken: simdi peki daha once yaptıklarını yapar mıydın bu sefer olsa.. tam bir cevap vermemiştim ya..
ama yapmazdım kuzum..
bildiğim ve anlatmaya calıstıgım buydu işte.
unuttum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder