daha çok kar görmüştü güzel şehrim.. o zamanlar pamuk şekeri tadındaydı herşey.. Babasının elinden tutmuş bir kız çocuğu... hayat umutlar, şekerler ve güvenle sarılırken.. / Feneryolu 1986 - pelin ve babası.
Ayıp olmaz mı çalıyor arka fonda.. senelerdir hiç durmadan yine..
---------------------------------
Bu içli bir ses.. hani yırtınıyorsun ya.. gözlerin kan çanağı oluyor.. inletiyorsun kendini.. kafanı duvara vurup çatlatmak ister gibi.. ''ayıp olmaz mı'' diyorsun.. olmuyor.. bu işler o kadar kolay mı diye iç çekiyorsun, bir o kadar da kolay oluyor.. yani hayatın ying yang kısmı mı, cennet cehennem kısmı mı ben de bilmiyorum ama artık kabak tadı vermeye başladı belki de.. ne iğrenç ne menem bir zamanmış..
yıllar önce zeitgeist videolarını izlediğimiz de bir çoğumuz demiştik bir nevi birbirimize bakarak : yapacak birşey yok.. herşey basit, herşey ortada..
o kısımı öyle sindirmiştik.. kabullenmiştik ki en kötüsüydü..
şimdi sistemin için de sıkışmış, ne yapacağını bilmeden nefes alıveriyoruz.
artık facebookta karşıt siyaset yapmakta istemiyor insan. hiç birşey değişmeyecek çünkü..
umut, eziyetin süresini uzatmaktan başka bir işe yaramıyor bizler için.. (umudunu kaybetti)
******************
gün geçtikçe aynı negatif virüs havadan, sudan, tenlerimizin birbirine sürtmesinden, dokunmaktan... hepimize bulaşmış gibi dönüyoruz ortalıkta.. içi boş karikatür balonları gibi.
insanların idealleri, hedefleri de bir o kadar bana uzak geliyor artık.
hepimiz hastalandık.
öyle bir noktadayız ki.. sunileşiyoruz git gide..
kafamıza yukarıdan saldıracak bir uzay gemisine ve sürüsüne, ''vuhuuuu sonunda geldin'' diyip, gülümseyeceğiz belki de. (bence bizler çok eğlenebiliriz)
kapitalist sistem gün geçtikçe omuzlarımızda.. anladım ki, hepimiz bir nevi köleleriz işte.. yanlış yapma korkularımız, hataları sırtlama arzularımız, aman olsun bana yakışmaz bakışlarımız ile yürümüyor muyuz bir çoğumuz.. bizim gibi olmayanlara bir lafım yok. onlar iyi yaşıyorlar. Çalıyorlar, çırpıyorlar, hor görüyorlar, ayak kaydırıyorlar, sırttan vuruyorlar.. ama iyi yaşıyorlar.. insan kendi kendine soruyor böyle zaman da, bak onlar iyi yaşıyor.. çok mu önemli lan sıçtığım karakterin. kız haklı. dağılın.
insan 7 de neyse 70 de de oymuş derler. yani kısacası eşek eşek olarak kalıyor. bizim de böyle yana yana, kavrula kavrula, kafasına vurula vurula kalmamızın değişmeyeceği aşikar işte..
tekerrürler.. (Neydi? hayat 17 yaşından sonra tekerrürden ibarettir...- metüst)
hani yalnızlıktan isyan ediyor ya herkes. ben de dahil.. bangır bangır yanık beyinlerimizle bir yandan siyaset yapıyoruz.. bir yandan isyan ediyoruz.. bir yandan da ne kadar yalnızız diye haykırıyoruz. yalama olmuş hayallerimizin içerisinde.. herkes anlaşılabilme derdinde. o kadar yanık hallerdeyiz. herkes tutunacak birşey arıyor çığlık kıyamet.. tutunuyor da sonra yine elin de kalıyor. ee hayat :)
çekip gitmeleri severim ben.. yalnızlığımı yüzüme yüzüme tokat gibi çarpar..arada bir insanlığıma kapılırım. acır bir yanım.. özlemlerimi arttırırım. dayanamaz olurum.. keşke şu olsaydı.. keşke bu olsaydı der kıvranırım.. kaçsam da kurtulamam.. sonra yine ikna ederim.. herşey an'dan ibaret işte..
bir an oluyor ve yalnız olmadığını sanıyorsun.. bir an oluyor tutunuyorsun.. dayanıyorsun.. bitmesin istiyorsun..
Herkes gibi..
ölenler gibi.
gidenler gibi.
kalanlar gibi..
inleyenler gibi..
sonra arka fonda diğer sevdiğim şarkı çalmaya başlıyor... / Telefon da arandığım da yapmıştım bu bölümü. çalarken dinlet gibi saçma birşey vardı.... babam bir seferin de, ''o şarkıyı değiştirir misin çok hüzünleniyorum'' demişti..
için de umut olan ama bir o kadar yakan, kavuran bir hüzündür o bilirim.. söylemesem de...
herşeye rağmen direnmek gibi..
'' gördüm gördüm gööööördüüüüüümmmmmmm büyüüüüüüüük düşleeeeer gööööördümmmm! gööördüüüümmm göööördüüüüüümmm gööördümmm büyüüüük düüüşşşşşleeeer gööördüüüüümmmmmm!'' (hatırlarsınız...)
-------------------------------------------------------------------------------------------------------
bazen söylenmeme yakınıyor insanlar.. güçlü ol.. acını gösterme.. düşmanlarını sevindirme..
belki de olmayan şeyi göstermeye çalışmak güçsüzlüktür diyorum içimden.
ya da güç kime göre neye göre diyor insan.
hepsi gelsin diyorum.. bırak yağsınlar üstüme üstüme diyorum.
yaz ağbicim, yaz! dedi diye yazmaya başladım.
öfkelendim yazdım!
üzüldüm yazdım!
özledim yazdım!
umutlandım yine yazdım!
belki aynı bakan gözler için yazdım..
acı , üzüntü, kalp çırpınışları biraz daha farklı duygular.. hani paylaşılıyor da.. bazen bazı zamanlar var ki, bir yaşayan olursa belki daha iyi temas kuruyor..
bunları bilmeyenlere birşey anlatamıyorum yıllardır..
direniyoruz işte diyorum.. güç kime göre diyorum.. güçlüyüm diyorum. istersen gel dövüşelim diyorum.. ruhun yandığı ateşin ağrısını bilenler tehlikelidir diyorum. dikkat et diyorum.. dinletemiyorum.. dinletemediğim yer de yazıyorum da yazıyorum.. sonra yine güceniyorum.
**************************
İlişkiler bile aynı tekerrür içerisinde sıkışıveriyor. insanın en yalın ve en malt hali yalnızlıktır diyorum.. ilişkiye güceniyorum.
herkes birbirine kendisini dayatıyor diyorum.. dinletemiyorum.
herkes kaybetme korkusundan bir diğerine çığlık kıyamet sarılıyor.. herşey sunileşiyor diyorum.. anlatamıyorum.
sarılmak kadar güzel birşey yok diyorum.uzlaşamıyorum..
eskiden beni de böyle sevmişlerdi diyor Umay, ama teyp'te başka bir şarkı çalıyordu..
yani ne denesek olduramıyoruz belki de.. hepimiz hastalandık ve batıyoruz günden güne.
hepimiz arıyoruz. yalvarıyoruz. sevelim istiyoruz.. koşulsuz olsun herşey istiyoruz.. olmadıkça kaçıyoruz.. bitiyoruz.
***********
Aileler de bir nevi bir ilişki.. kendi düzeni, kendi sistemi, kendi karakteri uymayan yer de kopan incecik bir ip gibi herşey..
20 yıllık bir dostluğu alıyorsun aile yerine koyuyorsun zaman zaman.. sonra bir itiş kakış bir bakıyorsun o dostlukta bitmiş..
&&&&&&&&&&&
hiçlik'le tanışıyorsun.. yüzüne yüzüne o koyu kırmızı kan'ı sıçratırken.. severek alıp sürmeye kıyamadığın ruj gibi.
''ne yaptığını iyi biliyorsun sen'' diye kurdu cümlesini.... ne yapmış olabilirim diye günlerce düşünmüştüm. bulamamıştım.. hadi söyle indirdim kılıcımı dedim dayanamadığım yer de.. ''sen bul'' diyip attı bir kenara tüm 20 senemizi. iki kız kardeşiz dediğimiz günlerimizi. insan bazen uğraşmak bile istemiyor. sanki bir süt'ün son kullanma tarihi gibi, bazı ilişkilerin de son kullanma tarihi oluyordu.. tükenince tükeniyor..
meraklı bir insan oldum hayatım boyunca.. merak ettim bilmediğim birçok şeyi.. en nihayetinde bana bir özelliğimi yenmeyi öğretmişti. merakımı bıraktım.. elimin tersiyle ittim onun beni ittiği yerden bende kendimi. umursamıyordum artık. hiç olmamış gibiydi. ne acıtıyordu.. ne üzüyordu.. ne öfkelendiriyordu. ne başka birşey.. hiç olmamış gibiydi. hiç gelmemiş gibi.. telefonumda ki adını hiç koymuştum.. artık bir hiç'ti.. bir gün ararsa, hiç olduğunu unutmamak için silmemiştim numarasını....
aile..
hiç biri diğerinden daha farklı değildi. hani derler ya dostun yaptığı hadi neyse de ailenin yaptığı en ağırdır insana gelen.
katılmıyorum. sevgi , güvenin öyle bir sıfatı yok benim için.. insan inandımı, sevdimi 7 kat el de aynı oranda üzebiliyordu insanı..
bunu en nihayetinde ailemde de yaşamıştım.. bir yerden sonra nasıl bir hiçlik olduğunu öğrenmiştim.. sevgi bitmez derler ya hep.. bitiyor.. umursamıyorsun bir yerden sonra. hani birşey olacaksa da duymayayım der gibi bakıyor sana hayat.. kalınlaşıyorsun. duyarsızlaşıyorsun.. bir bakıyorsun eskiden önemli olan bağların artık gitmiş.. . ikibinonyedi. dolu dolu otuzüç yaş..
yolun yarısına 2 kala. eşek hep eşekte işte.. insanın ruhu gidiyor dedi kız.. haklıydı..
---------------
İstanbul kar'a teslim olmuş.... en sevdiğim yerinden öpüyorum onu bir bir.. en sevdiğim şeydi şehrimin kar'ı.. anlatıyorlar.. uzun yıllardır böyle kar yapmadı diye.. gitmemi beklemiş heralde diyorum en yakın dostuma.. gülüyor.. gel hadi diyor gel..
bu kadar umutsuzluk için de, en son yanında kalan gerçeklere bakıyor insan. sevdiklerine.. koşulsuz bağlı kaldığı insanlarına.. istanbul'a yağan kar'a.. seviniyor.. mutlu oluyor..
hadi diyor İstanbul kavuştursun bizi.
hayat ne getirecek bilmiyorum. haftalardır geçmeyen bir baş ağrım , düşmeyen bir tansiyonum var. 23/18'i görüp, çalışan bir insan olarak bence blog yazarları da beni yazabilir. mucizeyimdir belki, olamaz mı? :) bir yanım hala geyik taşması. hala anneme saçma sapan geyiklerimi yapıp yan gözüyle baktırmayı başarıyorum. ya da en trajik olayı dün gülerek anlatıyorum dostuma. ''yaaa pelin'' dedirtebiliyorum. belki çoktan delirdim.. belki ben yokum. belki kimse yok. belki de hepimiz bir hayal dünyasında olmayan şeyler için, oldurmak için uğraşıyoruz. aslına bakarsanız iyi insanlarız hepimiz ama bu Dünya, bu kadar düşünecek bir yer değil.. herşey o kadar saçma.. saklayın kendinizi bir sonra ki level'a.
belki ozaman herşey daha güzel olacak.
''anlat İstanbul, yine aklın nerde? anlat İstanbul... nerde kaldın dün gece.. anlat İstanbul, üzüldün mü yorgun musun? hala çok mu içiyorsun...anlat... İstanbull....
anlat İstanbul, yine kiminle atıştın? anlat İstanbul, aşkın başından mı aşkın? anlat İstanbul, en güzel şehir sen misin? her masal'ı bilir misin, anlat... İstanbul...''

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder