9 Eylül 2019 Pazartesi
Kendimi kendimden kısıp, geri kalanımı o çocuğa ekledim….
geride bırakmışım, unutmuşum gibi belkide birçok seyi..sacma sapan…. ihmal etmişim belki de kimbilir…, kaçırmışım gibi…kaçırmak…. öyle bir şey işte…sap saçma… tüm olanlar sonrası rahatsızlık kalbimde, karaciğerimde…..boynumda… midemde kelebekler tepiniyor. öyle bir şey. ama tatlı bir tarafı yok… neşesi de yok…
kusura bakmadan söylemek gerek: linc ediliyor gibi….
öyle bir şey…nası birsey değil.. öyle birsey….
bu duyguyu sevmiyorum. bir şey söylemeliyim belki..birseyler anlatmalıyım…sanki köprü öncesi son cıkıs misali… hep o tabelayı ordan sökmek istemiştim.. hep ordan calıp, odama koymak istemişimdir.. en güzel tabela o olmalıydı alınacak… odam da yok hoş… alsamda koyabilecek bir yerde yok su sıralarda…. Öyle bir şey işte…
gırtlağımın üst kısmına bile çıkamayan bir kaç kelime gerekli. onları söylemeliyim. ama neredeyim bilmiyorum. neredeyim? ne yapıyorum? Ya sen kimsin? Bu hangi zaman? Nerde bıraktık hayatın o kısmını… benim kalbim durmuşta yine.. bır…. böyle şeyler işte...
öyle bir şey…
bazen kendimi ortalığı seyrederken yada telaş icerisinde birseyler düşünürken görüyorum…ama o bilinen telaşlardan ayrı tabi…sakin bir telaş…umarsız bir telaş.. nitsche nin bir sözü gibi:en kötü anımızda bile aklımızda ki filmi izleriz….. böyle bir telaş işte… yada,
öyle bir şey işte…
sanırım bende artık böyle biriyim…? ha? Kimsin sen? Seninde mi kalbin durdu? Peki neden? Seninde bir cok hikayen var tabi…?
Öyle işte…
böyle yaza yaza nefes alabiliyorum…bazen icerek..bazen susarak.. bazen severek…bazen hissederek belkide…bazen dokunarak....
iki nokta vuruşu bakışım var. kime bakıyorum? Bende bilmiyorum.. hep yanlış yerlere dalıyor gözlerim…
iki göz gördüm. iki nokta göz. sonra onlara bir yüz. bir dudak. gerisi geliyor. hep böyle…..
merhaba…..
gel yanıma..
----------------------------------------------------------------------------------------------
yaşama bu kadar büyük bir sevgiyle bağlı, hayata,yaşamaya,sevmeye,sevilmeye küçük bir çocuğun annesine olan muhtaçlığı kadar muhtaç bir insan olduğumu düşünüyordu….düşünmekle kalmayıp bu cumleleri her mesajında dile getirebiliyordu.. Bense hiçbirseyin göründüğü gibi olmadığını ona atlamaya ugrasıyordum.. böyle böyle konusuyordu… bi zaman sonra fikrini değiştireceğini biliyordum.. bir zaman sonra fikrini değiştirdi.. yanıp sönen yıldız misali olmaya başladın sanki diyordu…… ama birgün gözden tamamen kaybolma korkusunu da cok iyi biliyordu… artık sessizdik hayatımızda… sadece ikimizde bu filmin sonunun ne olacağını merak ediyor, bekliyorduk…. Görmesemde hep hayatımda beni takip ettiğini biliyordum.. bazıları vardı ki, görmesende duymasanda hep oluyordu adeta o koydugun yerde… o da öyleydi hayatımda.. sanki en kötü anımda hemen yetişecekmiş, tutacakmıs gibiydi beni.. bir telefon uzagımda gibi… o benim belkide hikayemi izleyen, bu filmin sonunu hazır olda heran katılacakmış gibi bekleyen kahramanımdı…
hikaye belkide böyle tamamlanacaktı… benden cıkan bir sürü hikaye gibi belkide…
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bir yaz günüydü…yakın bir yaz günü.. konuşmaya ihtiyacı olduğunu hic dile getirmemişti… koskoca bir 8 yıl icinde.. hiç konusmazdı zaten.. konusmayan insanlar beni hep korkuturdu.. insanların aklından ne gectiğini cok iyi bilememek hic birzaman iyi bir sey değildi.. bazen bir ses seni ele verirdi… hissedebilirdin bunu… ama susmak?
hemen bulusmustuk… ağaçların dallarının güneşi kestiği, o tahta masaların olduğu bahceydi… o her zamankinden icti.. cin….. bense mojito iciyordum… anlatıyorduk karsılıklı..bir nevi sorunlarımızın ötesinde hayatı sorgulamaya başlamıştık.. tek bir kelime cogu kırgınlıgı yok edebiliyordu benim icin… böyle koymustum belkide kuralı..
- bunları yasarken kendi icimde, sana hak verdim..ozaman haklıymıssın yaptıklarınla dedi…
güldüm…. Bir gün bunları soylemesi benim icin yeterliydi… içim rahatlamıştı… sadece anlaşılıyor olmak en güzeliydi belki de….
zor günleri aştık… zaman herseyin ilacıydı ve zaman herseyi silip süpürmüştüde zamanla……düşünceler değiştiği gibi, hislerinde değişebiliyordu…ve yanılabiliyordun…
2 yabancıydık artık… aynı ortamda göz uclarımızla bakmıstık birbirimize bu günlerde.. adımlarımız bir okadar tarkatsiz.. birseylerin beni engellediğini biliyordum.. bu sefer kıramıyordum da hicbirseyi…yumusayan her yerim taşlaşıyordu adeta…üzülmüştüm.. bunu biliyordum.. hersey yarım kalıyordu ya hani..simdilerde burada yaşayan,burada tarif edilen herkes anılardan ibaret olmaya baslamıstı hayatımda da…. Ve böyle gitmiştim yine bir dosttan…geriye kalan sadece yalnızlıklarımız ve elimizde kalan o anılarla…o 8 yıla kattıklarıyla... aklımda hala...
dünün ne cok tasası var..bugunun ne cok endişesi…yarının ne cok gideni olacak daha…
Şimdilerde bizler sadece tüm bu olup biteni düşünürken, cocuk biriktiriyorduk gecenin o en karanlık noktasında..
Yazdıkca akıl değilde omuz hafifliyordu sanki…
Kelimeler dönüyordu heryerimde..herkesten aldıgım birer tek cümle ile yepyeni bir hikaye cıkartabilirdim belkide.. bu yuzden de soruyordum ya cogunuza sakince… niyelerini, nedenlerini, oldurmalarını… hepiniz farklı hikayeler veriyordunuz elime… anlattıkça çoğalan, anlattıkça büyüyen hikayeler oluveriyor her biri her seferinde…
En küçük bir ses bile sanki gök gürültüsü…. diyor ortaçgil...
bense, sarılmak istiorum bazılarına.. uyumak.. huzur bulmak..şöyle sarılsak birbirimize..sessiz nefessiz, kalsak bir süre sımsıkı...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Iclerinde magaralar..
Birkaç kelime... Bir takım cümleler.. Burda dursun.. kalanları avanelerimin cebine koyacağım(!) Birgun lazım olursa diye. İnsanın en acılı ...
-
29/07/2015.... nasıl derler? unutkanız.. unutuyoruz. yaşıyoruz.. / unutuyoruz. yürürüm ipte, ağım yokken hem de.. kopkuyu içim.. ...
-
Gel bana her gece sen... gönlüme dolmalısın... Tatlı gülüş, pek yaraşır,... gözleri ömre bedel... ahhh ne güzel, ne güzel... seni sevmek... ...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder