"Öyküler ancak onları anlatabilecek olanların başından geçer demişti biri bir gün: Aynı şekilde belki yaşantılar da onları yaşayabilecek olanlara sunarlar kendilerini...-Paul Auster"
herşey ne kadar gerçek olabilirse, o kadar gerçek..zaman zaman da o kadar sıra dışı günlerdi.. aslında bir filmi tekrar tekrar izliyormuşum hissiyle, sonunu bile bile devam ettiren , o sıradan sarpa sarmış günler demek daha doğru idi.
son zamanlarda izlediğim film ile oynadığım oyunu karıştırtan bir zihnin esiriydim. filme göre, oyunun sonunu bitirebilmek ümidiyle idi herşey..
bir önemi yoktu belkide..
biz insanlar, herşeyden şikayet eden yanlarımız, mızmız taraflarımız ile gayet saçma sapan dönüyoruz belkide hep aynı yere.
günler öncesinde insanların kar yağmasını nasıl heyecanla beklediği o günleri hatırlıyorum.. şimdi hangisine "kar" desen; mutsuz, bıkkın, ve kıştan nefret eder bi vaziyette.. izmirde bu sabah konustuğum arkadaşım ise, kar yağmış olmasının ifadesiyle, "burada herkes gülümsüyor bugün" derken, gerçekten zor bulunan, zor elde edilen birseyin: mutluluğun ne kadar güzel olduğunu birkez daha hatırlattı bana..
bizler yağmuru sevdiğini söyleyen, ufacık bir damlada da hemen bir saçak altı arayan o insanlardandık işte..
ne yetinebiliyor, ne yetebiliyor, ne geçinebiliyor, ne geçindiriyorduk ya.. böyleydik.
tekerrür eden şeyler insanları alıştırır sanıyordum.. bir yerden sonra belkide değişim burda da baş gösteriyordu.. anlatıyorsan, susabiliyordun.. duyuyorsan, göz kapatabiliyordun.. "ol-mak" gerçekten bu muydu, belkide hiç bilemeyeceğim. ama sanırım artık eskisinden farklı hissettiğim, bir o kadar umutlu, bir o kadar umutsuz bir zaman dilimi içinde buluverdim kendimi..
insanın bazen en yakın dostlarının bile en uzakta hissettirdiği, belkide ruhun hiçbirşeyi istemediği en tatminsiz yer oluyordu orası bazen, kimbilir...
bir nevi işimize geldiği gibi yaşamak bizimkisi zaman zaman.. "çoğu zaman"..
insanların, birbirlerine karşı sorumluluk hissetmesi: başlarda doğru bildiğim, olmazsa olmaz bir bakış açısıydı ki... birgün tüm sorumluluk hissettiğim şeylerin yüzüme çarpmasıyla uyandım! insanın kendinden başka sorumlu olabileceği ne olabilirdi ki.. koca bir yalan inşaa etmişiz, ve yaşıyoruz..
bir kedi'nin ömrü uzatabileceğini söylemiştim daha önce ki yazılarımda.. bir hayvanla büyümeyen, o bağı kuramayan insanların hiç birzaman beni anlamayacağını biliyorum. "insan birçok şeyi, tadınca anlıyor.." ölümden tutunda, ihanetten, yalnızlığa, kötülükten iyiliğe kadar... geri kalan konuşmaların hepsi içi boş bulutlar topluluğu adeta.. "boş konuşmaktan ağzı kas yapan insanlar topluluğu"
bizler "gerçekten" bilinçli yada bilinçsiz.. insan yapısı mı, kimyası mı bilmiyorum ama.. her olayda, her durumda, her insanda, her-her-her herşeyde kendi dairemizin içinden bakarken.. herşeyi kendi gözlerimizden görerek, hissederek, anlamlandırarak o yol sonunda ki sonuçlara varıyoruz. bir çoğumuz karşımızda ki herkesi kendimiz gibi sanıyoruz. aynı bakmayı ümid ediyor, "böyle yapmazdım" cümleleri kuruyor, her-her-her seferinde hayrete düşüyor, ümitlerimizi kırıyor.. "yitiyor" ve "yitiriyoruz"..
egoizm kelimesini kullanırken,hepimiz oku ordan oraya fırlatıyoruz . "hepimiz çok egoistiz halbuki..." hepberaber..
bize sunulan masalın o kahramanlarıyız işte.. acıyor, acıtıyor hayat her seferinde.. yıldırıyor bir çok zaman.. ümidini, inancını kırıyor, seni yok ediyor.. bu zamana kadar yaşadığın herşey bir yalan"mış gibi yüzüne yüzüne vuruyor.. . kendinden kaçmak istiyor insan.. arınmak, yok olmak ister gibi.. ve hayat hep tekerrür ediyor.. hep hayal kurduruyor hayat :) keşke biraz daha geçmişe dönebilsek der gibi..
keşke dönebilsek.
böyle birşey olacağını bilsem, koşa koşa giderdim bundan eminim..
çaresiz zamanlarımın o insanına;
bazıları vardır ya.. hayat durağan akışıyla akarken orada yokturlar.. göz görmez, gönül hissetmez derler.. zaman gelir, zaman durur.. kaybolmaya başladığın yerde gözün açılır adeta.. ve görünür o zamanların o insanı.. rüyalarda geliverir bir çok zaman.. bazen bir rüzgar gibi.. bazen soluduğun hava gibi.. tutar seni.. herşeye karşı.. herşey kaldığı yerden devam ediyormuş gibi, konuşur seninle.. kimsenin sevemeyeceği gibi okşar saçlarını.. uyanırsın.. hayat tam bıraktığın yerde hızla akıyordur yine.. herşey karmaşıktır.. herşey zordur.. bir rüyadan uyanmak gibi girersin içine yine.. ama herşey değişmiştir... herşey değişecektir...
dünya'nın en uzun en güzel kışına rast-la-dık / ey ömür sus lapa lapa! "met-üst"
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder